TR
EN
HR
Bir geminin yakıt ikmali, ilk bakışta yalnızca ihtiyaç duyulan bunker yakıtının gemiye teslim edilmesi gibi görünebilir. Gerçekte ise operasyonun arkasında gemi programından yakıt spesifikasyonuna, meteorolojik koşullardan transfer basıncına, numune yönetiminden çevresel emniyete kadar birbirine bağlı çok sayıda unsur bulunur.
Özellikle geminin yakıt almak amacıyla terminale yanaşmasının operasyonel olarak uygun olmadığı veya ikmalin demir sahasında gerçekleştirilmesinin planlandığı durumlarda, yakıtın bir deniz tankerinden doğrudan alıcı gemiye aktarılması önemli bir çözüm sunar.
Denizcilik sektöründe Ship-to-Ship bunkering, yani gemiden gemiye yakıt ikmali olarak tanımlanan bu operasyon modeli, bunker tankerinin alıcı geminin bordasına emniyetli şekilde yanaşması ve yakıtın kontrollü bir transfer sistemi üzerinden gemiye aktarılması esasına dayanır.
Ancak STS bunkering yalnızca iki geminin yan yana gelmesi ve pompanın çalıştırılmasından ibaret değildir. Emniyetli bir operasyon, transfer başlamadan çok önce planlanır ve son teslimat belgeleri tamamlanana kadar devam eder.
Ship-to-Ship Bunkering Nedir? Ship-to-Ship bunkering, bir geminin kendi makine ve kazanlarında tüketmek üzere ihtiyaç duyduğu bunker yakıtının bir tedarik gemisinden doğrudan alıcı gemiye aktarılmasıdır.
Yakıtı taşıyan ve teslim eden gemi operasyon yapısına göre bunker tanker, bunker vessel veya sektörde yaygın kullanılan ifadeyle bunker barge olarak adlandırılabilir.
Burada küçük fakat önemli bir terminoloji ayrımı bulunur. Sektörde “bunker barge” ifadesi oldukça yaygın kullanılmasına rağmen yakıt ikmali yapan her deniz aracı teknik olarak bir barç değildir.
Kendinden tahrikli ve tanker olarak klaslanmış bir gemi de bunker operasyonlarında kullanılabilir. Teknik metinlerde geminin gerçek tipi ve klas özellikleri dikkate alınmalıdır.
STS bunker ikmalleri çoğunlukla demir sahalarında, liman yaklaşım alanlarında veya ilgili kıyı ve liman otoritesinin operasyon için uygun gördüğü sularda gerçekleştirilir.
Bu nedenle “açık denizde ikmal” kavramı, yakıt transferinin herhangi bir deniz alanında gerçekleştirilebileceği anlamına gelmez. Operasyon bölgesinin seyir emniyeti, çevresel koşullar, gemi trafiği ve yerel düzenlemeler açısından uygun olması gerekir.
STS Bunkering ile STS Cargo Transfer Arasındaki Fark Ship-to-Ship ifadesinin denizcilikte farklı operasyonlar için kullanılabilmesi, zaman zaman terminolojik karışıklığa neden olur.
İki petrol tankeri arasında ticari petrol yükünün transfer edildiği STS cargo transfer operation ile bir geminin kendi tüketimi için aldığı bunker yakıtının gemiden gemiye teslim edilmesi aynı operasyon değildir.
Bu ayrım mevzuat açısından da açık biçimde yapılmıştır.
MARPOL Annex I Chapter 8, denizde petrol tankerleri arasında gerçekleştirilen petrol yükü transferlerine ilişkin STS hükümlerini düzenler. Ancak Regulation 40, bunkering operations işlemlerini bu bölümün kapsamı dışında bırakır. Dolayısıyla bir bunker ikmal operasyonunu MARPOL Annex I Chapter 8 kapsamında gerçekleştirilen STS cargo operation ile aynı düzenleyici çerçevede değerlendirmek doğru değildir.
Bununla birlikte bunker operasyonları elbette düzenlemesiz değildir.
Operasyonun niteliğine bağlı olarak MARPOL Annex VI yakıt kalitesi ve teslimat kayıtları, SOLAS yakıt güvenliği ve yangın emniyeti hükümleri, gemilerin Safety Management System prosedürleri, bayrak devleti gereklilikleri, liman veya kıyı devleti kuralları ve ilgili yerel operasyon prosedürleri dikkate alınır.
OCIMF, CDI, ICS ve SIGTTO tarafından yayımlanan güncel STS rehberleri ise esas olarak petrol, kimyasal ve sıvılaştırılmış gaz yüklerinin gemiden gemiye transferine yöneliktir. Bunkering için doğrudan aynı mevzuat kapsamını oluşturmamakla birlikte, risk değerlendirmesi, insan faktörü, iletişim, yanaşma ve transfer emniyeti gibi alanlarda sektördeki iyi uygulamaları anlamak açısından önemli teknik referanslardır. Rehberin güncel ikinci baskısı 2025 yılında yayımlanmıştır.
Bir STS Bunker Operasyonu Nasıl Planlanır? Emniyetli bir bunker operasyonunun en kritik aşamalarından biri, yakıt hortumları bağlanmadan önce gerçekleştirilen planlamadır.
Öncelikle alıcı geminin yakıt ihtiyacı ile tedarik tankerinin taşıdığı ürün ve teknik kapasite eşleştirilir.
Talep edilen yakıtın türü ve miktarı, geminin ETA bilgisi, operasyon lokasyonu, alıcı geminin bunker manifoldunun konumu ve bağlantı ölçüleri, tahmini draft ve freeboard değerleri, transfer edilecek tanklar ve operasyon sırasında kabul edilebilir transfer parametreleri önceden değerlendirilir.
Yakıt spesifikasyonunun da sipariş aşamasında açık biçimde tanımlanması gerekir. Çünkü yalnızca “marine gas oil” veya “fuel oil” ifadesi her zaman yeterli teknik tanımı sağlamaz. Talep edilen ürünün uygulanabilir yakıt standardı ve ilgili özellikleri sipariş şartlarında açıkça belirtilmelidir.
Operasyon sahasında ise rüzgâr, dalga, akıntı, görüş mesafesi ve deniz trafiği değerlendirilir. Bu parametreler tanker ile alıcı geminin emniyetli biçimde yan yana kalıp kalamayacağını doğrudan etkiler.
Emniyetli Yanaşma ve Mooring Operasyonun Temelidir Bunker tankerinin alıcı gemiye yaklaşması, STS ikmalinin en hassas manevra aşamalarından biridir.
Gemiler arasındaki doğrudan gövde temasını önlemek ve bağıl hareketlerin yarattığı yükleri karşılamak amacıyla operasyona uygun fender düzeni kullanılır. Fenderlerin kapasitesi ve yerleşimi gemilerin büyüklüğü, borda yapıları ve beklenen çevresel koşullarla uyumlu olmalıdır.
Yaklaşmanın ardından bunker tankeri uygun bir mooring arrangement ile alıcı gemiye bağlanır.
Baş ve kıç halatları, spring hatları ve diğer bağlama elemanlarının amacı yalnızca gemileri birbirine bağlı tutmak değildir. Rüzgâr, akıntı ve dalga nedeniyle oluşan hareketlerin kontrol altında tutulması ve iki gemi arasındaki göreceli pozisyonun operasyon boyunca korunması gerekir.
Bu nedenle bağlama sistemi transfer başladıktan sonra da izlenir. Hava veya deniz koşullarının emniyetli operasyon limitlerinin dışına çıkması halinde bunker transferinin azaltılması, geçici olarak durdurulması veya operasyonun tamamen sonlandırılması gerekebilir.
Yakıt Transferinden Önce Hangi Kontroller Yapılır? Bunker transferinin başlamasından önce gemi ve bunker tankeri arasında operasyon prosedürlerinin karşılıklı olarak doğrulanması gerekir.
İletişim kanalları, başlangıç transfer debisi, planlanan maksimum transfer debisi ve basıncı, kullanılacak tanklar, tank değiştirme prosedürleri ve acil durumda transferin nasıl durdurulacağı taraflar arasında netleştirilir.
Acil iletişim yöntemleri ve emergency stop prosedürü her iki tarafın da anlayacağı şekilde teyit edilmelidir.
Çevresel kirlilik riskine karşı da hazırlık yapılır. Operasyon prosedürüne ve gemi düzenine bağlı olarak bunker manifoldunun altındaki drip tray alanları kontrol edilir, güverte drenajlarının yakıtın denize ulaşmasını önleyecek şekilde yönetildiği doğrulanır ve olası bir sızıntıya karşı gerekli müdahale ekipmanı erişilebilir halde tutulur.
Operasyon sırasında yakıt transferiyle bağlantılı olmayan ve ateşleme riski oluşturabilecek faaliyetlerin kontrol altında tutulması da önemlidir.
Bu hazırlıkların amacı bir olay meydana geldikten sonra müdahale etmekten önce, olayın oluşma ihtimalini mümkün olduğunca azaltmaktır.
Bunker Manifoldu ve Transfer Hortumunun Önemi Gemiler emniyetli biçimde konumlandırıldıktan sonra bunker tankerinin yakıt hortumu alıcı geminin bunker manifolduna bağlanır.
Bağlantı öncesinde kullanılan hortumun fiziksel durumu, ürünle uyumluluğu ve operasyon için uygunluğu kontrol edilir. Flanşlar, contalar, bağlantı elemanları ve manifold düzeni gözden geçirilir.
Hortumun gemilerin hareketleri sırasında aşırı gerilime veya uygun olmayan bükülmeye maruz kalmaması gerekir. Gerektiğinde hortumun ağırlığını ve hareketini kontrol eden destek düzenlemeleri kullanılır.
Aynı zamanda alıcı geminin valf line up düzeni doğrulanır. Yakıtın hangi tanka veya tank grubuna yönlendirileceği bilinmeli ve transfer başlamadan önce ilgili tankların yeterli kapasiteye sahip olduğu teyit edilmelidir.
Buradaki temel prensip açıktır: bunker tankerinin pompa kapasitesi, alıcı geminin kabul kapasitesini belirlemez.
Transfer debisi ve manifold basıncı alıcı geminin boru sistemi, tank havalandırma kapasitesi ve operasyonel limitleri dikkate alınarak belirlenmelidir.
Yakıt Transferi Neden Kontrollü Başlatılır? Bunker operasyonunun ilk aşamasında transfer genellikle düşük ve kontrollü bir debiyle başlatılır.
Bunun temel amacı sistemin doğru konfigürasyonda olduğunu doğrulamaktır.
Yakıtın planlanan tanka girdiği, hortum ve flanş bağlantılarında kaçak bulunmadığı, manifold basıncının normal olduğu ve tank sisteminin beklenen şekilde çalıştığı görüldükten sonra transfer debisi tarafların üzerinde mutabık kaldığı çalışma seviyesine yükseltilebilir.
Transfer süresince manifold, hortum bağlantıları, tank seviyeleri ve transfer edilen miktar takip edilir.
Alıcı tank planlanan dolum seviyesine yaklaştığında operasyonun topping off aşamasına geçilir. Bu aşamada transfer debisinin kontrollü biçimde düşürülmesi, tank seviyesinin daha hassas takip edilmesini sağlar.
Tankın aşırı doldurulması, bunkering operasyonlarında en ciddi çevresel risklerden biridir. Yakıtın tank vent sisteminden veya diğer açıklıklardan güverteye ve ardından denize ulaşması, hem önemli bir kirlilik olayına hem de operasyonel ve hukuki sonuçlara yol açabilir.
Bu nedenle operasyonun son bölümü, transferin başlangıcı kadar dikkatli yönetilmelidir.
STS Bunkering Operasyonlarında Başlıca Riskler Gemiden gemiye yakıt transferlerinde birçok risk aynı operasyon içerisinde yönetilir.
Yaklaşma sırasında gemiler arasında temas meydana gelmesi, mooring hatlarında aşırı yük oluşması, bunker hortumunun zarar görmesi, flanş bağlantılarında sızıntı yaşanması, transfer basıncının uygun olmayan seviyeye çıkması veya alıcı tankın aşırı doldurulması bunların başlıcalarıdır.
Hava koşullarının operasyon sırasında değişmesi de dikkate alınması gereken bir faktördür.
Buna ek olarak petrol bazlı bunker yakıtlarının transferinde yangın ve ateşleme kaynaklarının kontrolü kritik önem taşır.
Ancak teknik ekipman tek başına güvenli bir bunker operasyonu sağlamaz.
Yanlış anlaşılmış bir talimat, geç verilen bir stop komutu veya alıcı ve tedarikçi taraf arasındaki iletişim kopukluğu, uygun çalışan ekipmanın bulunduğu bir operasyonda dahi ciddi risk yaratabilir. Bu nedenle güncel denizcilik emniyet yaklaşımında human factors, yani insan performansı ve karar alma süreçleri de operasyonel risk yönetiminin önemli bir parçası olarak değerlendirilir. 2025 tarihli güncel STS Transfer Guide'ın insan faktörlerine özel bölüm ayırması da bu yaklaşımın sektörde giderek daha fazla önem kazandığını göstermektedir.
Bunker Yakıtında ISO 8217 Neden Önemlidir? Yakıtın emniyetli biçimde gemiye aktarılması kadar, teslim edilen ürünün talep edilen teknik özellikleri karşılaması da önemlidir.
Deniz yakıtlarında en önemli uluslararası teknik referanslardan biri ISO 8217 standardıdır.
Standardın güncel versiyonu olan ISO 8217:2024, deniz dizel motorlarında ve kazanlarda kullanılacak yakıtlara ilişkin genel gereklilikleri ve spesifikasyonları tanımlar. Güncel versiyon petrol kaynaklı yakıtların yanı sıra belirli sentetik ve yenilenebilir hidrokarbonları, izin verilen durumlarda FAME içeren yakıtları ve bunların belirli karışımlarını da kapsamına almaktadır.
Dolayısıyla bunker siparişinde yalnızca ürünün ticari adı değil, üzerinde mutabık kalınan teknik spesifikasyon da önem taşır.
Yakıt kalitesine ilişkin uyuşmazlıkların önemli bir bölümü, teslimat öncesinde ürün spesifikasyonunun yeterince açık tanımlanmamasından veya temsilî numunenin doğru şekilde yönetilmemesinden kaynaklanabilir.
MARPOL Yakıt Numunesi Nasıl Alınır? MARPOL Annex VI kapsamındaki ilgili yakıt teslimatlarında, Bunker Delivery Note ile birlikte temsilî yakıt numunesi de önemli bir mevzuat unsurudur.
IMO'nun güncel MSC-MEPC.2/Circ.18 numune alma kılavuzu, MARPOL delivered sample için kullanılan birincil numunenin alıcı geminin bunker manifoldunda ve bunkering süresi boyunca alınmasını esas alır. Numune, teslim edilen toplam yakıtın ortalama özelliklerini temsil edecek şekilde oluşturulmalıdır.
Operasyon tamamlandıktan sonra numunenin uygun biçimde mühürlenmesi ve gerekli bilgilerle tanımlanması gerekir.
Bu numune yalnızca idari bir formalite değildir. Yakıtın MARPOL Annex VI ve ilgili durumlarda SOLAS gerekliliklerine uygunluğunun daha sonra doğrulanması gerektiğinde önemli bir referans oluşturur.
Bunker Delivery Note ve İzlenebilirlik Bunkering operasyonunun fiziksel olarak tamamlanması, teslimat sürecinin sona erdiği anlamına gelmez.
Operasyonun temel belgelerinden biri Bunker Delivery Note, kısaca BDN'dir.
MARPOL Annex VI Regulation 18 kapsamında ilgili gemilere teslim edilen fuel oil için düzenlenen BDN, yakıt teslimatının temel kayıtlarından biridir. Belgede MARPOL Annex VI Appendix V kapsamında tanımlanan bilgilerin yer alması gerekir.
İlgili gemilerde BDN'nin yakıt teslimatından sonra en az üç yıl muhafaza edilmesi gerekir.
Teslim edilen yakıta ait MARPOL representative sample ise yakıt büyük ölçüde tüketilene kadar ve her durumda teslimat tarihinden itibaren en az 12 ay geminin kontrolünde tutulmalıdır.
Bu kayıt zinciri, bunker operasyonunda traceability, yani izlenebilirliğin temelini oluşturur.
Teslim edilen ürünün kaynağı, miktarı, özellikleri ve numunesinin birbirleriyle doğru biçimde ilişkilendirilmesi hem operasyonel kalite hem de mevzuata uyum açısından önem taşır.
2026 SOLAS Düzenlemeleri Bunkering Sürecini Nasıl Etkiliyor? Bunker yakıtlarında kalite kadar yakıtın gemi güvenliği üzerindeki etkisi de giderek daha sıkı biçimde ele alınmaktadır.
1 Ocak 2026 tarihinde yürürlüğe giren SOLAS Chapter II-2 değişiklikleri, gemilere verilen fuel oil'in SOLAS'ın parlama noktası gerekliliklerine uygunluğunun güvence altına alınmasına yönelik yeni hükümler getirmiştir.
Buna göre gemiye yakıt ikmali yapılmadan önce, yakıt tedarikçisinin temsilcisi tarafından imzalanmış ve tasdik edilmiş bir beyanın gemiye verilmesi gerekir. Bu beyan, teslim edilen yakıtın SOLAS regulation II-2/4.2.1 hükümlerine uygun olduğunu ve flashpoint'in belirlenmesinde kullanılan test yöntemini belirtir. Düzenlemenin temel amacı, SOLAS'ın genel 60°C parlama noktası güvenlik gerekliliğini karşılamayan fuel oil'in gemilere verilmesini önlemektir.
Bu gelişme, modern bunker operasyonlarında dokümantasyonun yalnızca miktar ve ticari teslimat açısından değil, gemi emniyeti açısından da giderek daha önemli hale geldiğini göstermektedir.
Deniz Tankeri ile Bunker İkmalinin Avantajları Nelerdir? Deniz tankeriyle bunker teslimatının temel avantajlarından biri operasyonel esnekliktir.
Bir ticari geminin yalnızca yakıt almak amacıyla mevcut rotasından önemli ölçüde sapması veya uygun olmayan bir terminale yanaşması zaman ve operasyon maliyeti yaratabilir.
Gerekli izinlerin bulunduğu ve operasyon koşullarının uygun olduğu durumlarda bunker tankerinin gemiye ulaşması, yakıt ikmalinin mevcut sefer planına daha verimli biçimde entegre edilmesine yardımcı olabilir.
Deniz tankerleri, özellikle yüksek hacimli teslimatlarda kara tankeri operasyonlarına göre farklı lojistik avantajlar sunabilir.
Bunun yanında tanker üzerindeki tank segregasyonu, pompa kapasitesi, manifold düzeni ve transfer ekipmanları farklı operasyon profillerine cevap verilmesini sağlayabilir.
Ancak farklı ürünlerin aynı tanker üzerinden taşınabildiği operasyonlarda segregation ve contamination control daha da önemli hale gelir.
Önceki yük, tankların durumu, transfer hatları ve valf konfigürasyonu değerlendirilmeden yalnızca ürün adının doğru olması yeterli değildir. Yakıtın gemiye kadar geçen tüm lojistik zincirde özelliklerini koruması gerekir.
Bunker Operasyonunda Hız mı, Kontrol mü Daha Önemlidir? Ticari gemiler açısından zaman kritik bir operasyon parametresidir. Ancak bunker ikmalinde verimlilik yalnızca transferin ne kadar hızlı tamamlandığıyla ölçülemez.
Çok yüksek bir transfer debisi alıcı geminin operasyonel limitlerini aşarsa, kazanılan birkaç dakikanın çok üzerinde bir risk yaratabilir.
Gerçek operasyonel verimlilik; doğru yakıtın, doğru miktarda, doğru gemiye, planlanan zaman aralığında ve belirlenen emniyet limitleri içerisinde teslim edilmesidir.
Bu nedenle iyi yönetilen bir bunker operasyonunun başarısı üç temel unsurun birlikte gerçekleşmesine bağlıdır: Doğru ürün, doğru planlama ve kontrollü transfer.
Yakıtın zamanında bulunması kadar tanker programının alıcı geminin ETA'sı ile koordinasyonu, dokümantasyonun önceden hazırlanması, gemiler arası iletişimin kesintisiz sürdürülmesi ve transfer süresince çevresel koşulların izlenmesi de önemlidir.
Asmira Marine ile Denizden Yakıt İkmal Çözümleri Asmira Marine, Asmira Group bünyesinde 1977 yılından bu yana bunker alanında geliştirdiği operasyon deneyimiyle gemi ve yat yakıt ikmali hizmetleri sunmaktadır. Şirketin güncel hizmet ağı Gemlik'ten Alanya'ya uzanan fiziki tedarik noktalarını kapsamakta; özel teknik donanımlı kara ve deniz tankeri filosu ile gemilerin operasyon programlarına uygun 7/24 ikmal çözümleri sağlanmaktadır.
Asmira Marine'in denizden ikmal kapasitesi, 2025 yılında filoya dahil edilen yeni nesil çift cidarlı Kumbor deniz tankeri ile daha da güçlendirilmiştir. Şirketin güncel kurumsal dokümanlarında Kumbor, deniz tankeri ikmallerindeki operasyon kapasitesini geliştiren önemli filo yatırımlarından biri olarak konumlandırılmaktadır.
Bunker operasyonlarında ise yalnızca yakıtın fiziksel olarak ulaştırılması değil, teslimat zincirinin kontrol edilebilir ve şeffaf olması da önemlidir. Asmira'nın kendi güncel bunker dokümanlarına göre deniz tankeriyle gerçekleştirilen yakıt ikmalleri bağımsız gözetim mekanizmaları ile desteklenmektedir.
Gemi yakıt ikmalinde güçlü bir operasyon, yalnızca yeterli miktarda yakıtın bulunmasıyla oluşmaz. Yakıtın doğru noktadan tedarik edilmesi, uygun tanker ile taşınması, alıcı geminin sefer programıyla koordine edilmesi ve emniyetli bir transfer süreciyle teslim edilmesi gerekir.
Ship-to-Ship bunkering'in gerçek değeri de burada ortaya çıkar: geminin operasyonunu yakıt tedarikine göre değiştirmek yerine, doğru planlanmış yakıt tedarikini geminin operasyonuna uyumlu hale getirmek.